"Çocuk kitabı yazarken nelere dikkat edilmeli? Bu kapsamlı rehberde çocuk psikolojisi, pedagojik uygunluk, dil ve anlatım, kapsayıcılık, görsel tasarım ve tematik bütünlük gibi kritik unsurlar ışığında yazarlar için ipuçları sunu

Çocuk Kitapları Yazarken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar: Yayınevinden Yazarlara Rehber
Giriş
Çocuklara yönelik bir kitap kaleme almak, eğlenceli olduğu kadar büyük bir sorumluluktur. Çünkü çocuklar sadece birer okur değil; aynı zamanda hayal kuran, öğrenen ve şekillenen bireylerdir. Bu nedenle çocuk kitabında yapılacak ufak bir hata bile onların dünyasında beklenmedik izler bırakabilir. Nitekim çocuk kitaplarının çocuk zihni üzerindeki etkisi büyüktür; yaratıcı düşünceyi besler, empati tohumları eker ve yaşam boyu sürecek değerleri şekillendirir. Dolayısıyla, bir yayınevi bakış açısıyla çocuk kitabı yazarlarına rehberlik etmek ve içerikleri çocuk psikolojisi ve eğitimi temelinde titizlikle değerlendirmek büyük önem taşır.
Bu kapsamlı rehberde, çocuk kitapları yazarken dikkat edilmesi gereken altı ana konu ele alınmaktadır: çocuk psikolojisi temelinde içerik oluşturma, pedagojik uygunluk, cinsiyet eşitliği ile çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkeleri, dil kullanımı ve anlatım biçimi, görsel tasarım ve illüstrasyonlar, son olarak da tematik bütünlük ve olumlu değer aktarımı. Her bölümde uzman görüşleri, akademik bulgular ve deneyimli pedagogların önerilerine yer vererek, çocuk kitabı yazarlarının eserlerini daha nitelikli ve etkili hale getirmelerine yardımcı olacağız.
Şimdi, bir çocuk kitabını nitelikli kılmak için üzerinde durulması gereken bu önemli başlıkları tek tek inceleyelim.
1. Çocuk Psikolojisi Temelinde İçerik Hazırlama
Bir çocuk kitabının başarısı, içeriğinin hedeflediği yaş grubunun psikolojik ve bilişsel gelişimine uygun olmasına dayanır. Çocuk gelişimi uzmanları, kitabın konusunu ve anlatımını belirlerken çocukların dünyayı algılama biçimlerinin göz önünde bulundurulmasını vurgular. Örneğin ünlü pedagog Jean Piaget’ye göre 2–7 yaş arası çocuklar olayları somut ve sezgisel düzeyde kavrar; bu dönemdeki çocuklar mantık kurallarına uygun düşünemez, soyut çıkarımlar yapamazlar. Bu nedenle soyut kavramlar, karmaşık neden-sonuç ilişkileri veya ağır duygusal temalar, özellikle okul öncesi ve erken ilkokul dönemi çocukları için kafa karıştırıcı olabilir. İçeriği çocukların bilişsel düzeyine göre somutlaştırmak ve onların günlük deneyimleriyle ilişkilendirmek önemlidir.
Aynı şekilde, çocukların duygusal gelişimini de dikkate almak gerekir. Çocuk edebiyatı araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Sever, çocuğa görelik ilkesi denen yaklaşımı hatırlatarak, seçilen konuların mutlaka çocuğun gelişim dönemine, ilgi ve ihtiyaçlarına uygun olması gerektiğini belirtir. Bir çocuk kitabının temel amacı, çocuğun ruhsal ihtiyaçlarını karşılamak, gelişimine katkı sağlamak, okuma alışkanlığı kazandırmak ve estetik değerler katmaktır. Bu hedeflere ulaşmak için yazarın çocuk psikolojisi alanındaki bilgi birikimini kullanması veya uzmanlardan görüş alması yararlı olacaktır. Örneğin, okul öncesi yaşta bir çocuk için basit korkular (karanlık korkusu gibi) güvenli bir dille ele alınabilir; ancak ölüm, ayrılık, savaş gibi ağır konuların erken yaşta yanlış işlenmesi travmatik etki yaratabilir. Bu tür hassas temaları işlemeden önce çocuk psikolojisi literatürünü incelemek, gerekiyorsa pedagoglardan görüş almak gerekir. Sonuç olarak, hikâyenin çocukların duygusal dünyasına hitap etmesi, onları ürkütmeden veya zorlamadan merak uyandırması esastır. Unutmayalım ki çocuk okur her şeyden önce kendi göz hizasından yazılmış samimi hikâyelere ihtiyaç duyar.
2. Pedagojik Uygunluk: Yaşa Göre ve Gelişimsel Farkındalık
Çocuk kitaplarında pedagojik uygunluk, yani içeriğin hedef yaş grubunun gelişim düzeyine ve eğitimsel ihtiyaçlarına uygunluğu vazgeçilmez bir ilkedir. Her yaş grubundaki çocuk, farklı ilgi alanlarına ve anlama kapasitesine sahiptir. Bu yüzden bir çocuk kitabı yazmaya başlamadan önce hangi yaş grubuna hitap edileceği netleşmelidir. Yayınevlerinin deneyimleri göstermiştir ki en sık yapılan hata, kitabı çocuk yerine yetişkin bakışıyla kaleme almaktır. Örneğin:
3–5 yaş aralığındaki okul öncesi çocuklar daha çok renkli resimlere ve tekrarlayan ifadelere odaklanır, hikâyeden çok görseller aracılığıyla dünyayı keşfederler. Bu yaş grubu için metinler kısa olmalı, tanıdık nesneler ve basit kavramlar etrafında dönmelidir.
6–8 yaş grubu, okumayı yeni söktükleri dönem olduğu için kısa ve basit cümleleri, somut olay örgülerini tercih eder. Bu dönemdeki çocuklar için hikâyeye küçük çatışmalar ve günlük yaşamlarından kesitler eklemek ilgiyi canlı tutacaktır.
9–10 yaş ve üzeri çocuklar ise okuma becerileri gelişmiş olduğundan daha derin karakterleri ve zengin olay örgüsünü takdir eder; karakter gelişimi, neden-sonuç ilişkileri ve basit dersler içeren temalar bu grubu cezbeder.
Yaşa uygunluk sadece konunun seçiminde değil, metnin uzunluğunda da gözetilmelidir. Deneyimli editörler, çocuk kitaplarında kelime sayısının yaşa göre belirlenmesini önerir: Örneğin bir resimli öykü kitabı 3–5 yaş için yaklaşık 100–300 kelime, ilk okuma kitapları 6–8 yaş için 500–1500 kelime, 9 yaş üzeri için ise 2000 ve üzeri kelime içerebilir. Bu sayılar elbette kesin kurallar değildir ancak yazar için faydalı bir rehber sunar. Küçük yaş grupları, gelişimsel olarak uzun metinleri takip etmekte zorlanır; dikkat süreleri kısa olduğundan, öykü mümkün olduğunca öz ve ilgi çekici olmalıdır.
Gelişimsel farkındalık, yazarın hikâyeyi kurgularken çocuğun bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini bilmesi anlamına gelir. Örneğin okul öncesi dönem oyun ve keşif çağıdır; bu dönemde eğitici içerik dahi oyunla karışık sunulduğunda kalıcı etki bırakır. Pedagoglar, çocuklara yönelik eserlerin “çocuğu eğlendirirken düşündürmesi, onlara yeni bakış açıları kazandırması” gerektiğini vurgular. Yani sadece eğlence sunan ama hiçbir şey öğretmeyen ya da tam tersine sadece ders vermeye çalışan kuru metinler yerine, hem eğlendirici hem geliştirici bir denge yakalanmalıdır. Bir hikâye okurken çocuk farkında olmadan bir şeyler öğrenebilir. Bu bir davranış modeli, basit bir bilimsel bilgi veya yeni bir kelime olabilir. Önemli olan, bu öğrenme sürecinin çocuğun gelişimine uygun ve doğal bir şekilde gerçekleşmesidir.
Son olarak, öğrenmeyi destekleyici içerik kavramına değinelim. Çocuk kitapları elbette ders kitabı değildir; ancak iyi bir hikâye, çocukların dünyayı anlamlandırmasına yardımcı olacak öğeler barındırır. Örneğin paylaşmanın önemi, arkadaşlık, farklılıklara saygı gibi pedagojik değerler hikâyenin içinde ustaca işlenebilir. Bu noktada dengeyi kurmak önemlidir. Kitap açık bir ders verme niyetiyle didaktik bir tona bürünmemeli, mesaj adeta hikâyenin doğal bir parçası olarak çocuğa ulaşmalıdır. Pedagojik uygunluğu yüksek bir çocuk kitabı, hem çocuğun gelişim özelliklerine hitap eder hem de onun öğrenme yolculuğuna küçük ama anlamlı katkılar sunar.
3. Cinsiyet Eşitliği, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık İlkeleri
Günümüz çocuk edebiyatında en çok üzerinde durulan konulardan biri de toplumsal cinsiyet eşitliği, kültürel çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerdir. Çocuklar kitaplarda gördükleri karakterlerle özdeşim kurar; bu nedenle hikâyelerdeki temsil büyük önem taşır. Ne yazık ki geleneksel çocuk kitaplarının birçoğunda kahramanlar ağırlıklı olarak erkek, kadın karakterler ise evde veya ikinci planda gösterilmiştir. Hatta yapılan incelemelerde, son yüzyılda yayımlanmış masal ve çocuk öykülerinin yalnızca %3’ünde başrolde kız çocuk veya kadın kahraman olduğu belirtiliyor. Bu dengesiz temsil, farkında olmadan çocuklara cinsiyet rolleri hakkında sınırlayıcı mesajlar verebilir.
Bir yazar olarak, kitabınızdaki karakter kadrosunu ve kurguyu bilinçli şekilde çeşitlendirmek önemlidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine uygun bir hikâyede, kız çocukları pasif prensesler olarak beklemez. Aynı şekilde erkek çocuklar da sürekli güçlü ve duygusuz karakterler olmak zorunda değildir. Çocuğa “her iki cinsiyet de her rolü üstlenebilir” mesajı vermek gerekir. Örneğin, eşitlikçi çocuk kitapları serilerinde vurgulandığı gibi “kızlar top oynayabilir, oğlanlar ağlayabilir, anne babalar istedikleri kişiyi sevebilir ve istedikleri mesleğe sahip olabilir”. Bu tür mesajlar, kalıplaşmış rollerin dışına çıkılabileceğini göstererek çocuklara erken yaşta geniş bir perspektif kazandırır.
Çeşitlilik sadece cinsiyetle sınırlı değildir. Farklı kültürlerden, etnik kökenlerden, dil becerilerinden gelen çocuklar kendilerini kitaplarda görme hakkına sahiptir. Çocuk kitapları, bir yandan çocuğa ayna tutarak kendi kimliğini onaylamalı, diğer yandan pencere işlevi görerek ona farklı yaşamları ve kültürleri tanıtmalıdır. Akademisyen Rudine Sims Bishop’un meşhur metaforuyla, iyi bir çocuk kitabı çocuğa hem “ayna, pencere ve sürgülü kapı” olabilir. Kendi deneyimlerini hikâyede görüp değerli hisseder, başka hayatlara bakıp empati geliştirir ve hayal gücüyle yeni dünyalara adım atar. Bu nedenle hikâyenizde kültürel ve etnik çeşitliliğe yer vermek, farklı aile yapılarını (örneğin tek ebeveynli, geniş aile, hatta mümkünse koruyucu aile gibi), farklı yaşam deneyimlerini göstermeye çalışmak zenginleştirici olacaktır. Çocuklar, farklılıklara saygı duymayı en iyi hikâyeler yoluyla öğrenir. Kitaplar aracılığıyla hiç tanımadıkları kültürleri tanır, uzak coğrafyaları keşfeder ve kendi dünyalarının dışında bir dünyanın da var olduğunu kavrarlar.
Kapsayıcılık ilkesi ise özellikle engeli olan veya özel gereksinimli bireylerin de edebiyatta temsil edilmesini kapsar. Eğer hikâyenizde otizmli, bedensel engelli, görme ya da işitme engelli bir çocuk karakter varsa, onu stereotiplere düşmeden, çok boyutlu bir kişilik olarak yansıtmak gerekir. Uzmanlar, bu karakterlerin sadece acıma hissi uyandıran pasif figürler olarak çizilmesine karşı uyarıyor; aksine maceraya katılan, sorun çözen aktif roller üstlenmeleri çocuk okurlar için daha faydalıdır. Ayrıca, engelli bireylerden bahsederken kullanılan dil konusunda da dikkatli olunmalıdır. Örneğin pek çok eğitimci ve pedagog, “engelli çocuk” yerine “özel gereksinimli çocuk” gibi ifadelerin tercih edilmesini, dilin olumlu ve saygılı olmasını önermektedir. Bu tür bir dil, çocuklara farklılıkları doğal ve saygı çerçevesinde kabullenmeyi öğretir.
Özetle, çocuk kitabı yazarken eşitlikçi ve kapsayıcı bir bakış açısını benimsemek, hem toplumsal hem bireysel açıdan olumlu bir etki yaratır. Çeşitlilik içeren hikâyeler, tüm çocukların kendilerini değerli hissetmelerine olanak tanır. Farklı kimliklerin, yeteneklerin ve aile yapıların kutlandığı kitaplar, küçük okurlara empati, hoşgörü ve adalet duygusu aşılar. Unutmayalım ki, bugün onlara sunduğumuz hikâyeler, yarının açık fikirli ve duyarlı yetişkinlerini şekillendirecektir.
4. Dil Kullanımı, Anlatım Biçimi ve Metin Uzunluğu
Bir çocuk kitabının dili, hedef kitlesine uygun anlaşılır ve akıcı olmalıdır. Dil kullanımı konusunda en sık karşılaşılan hata, çocukların sınırlı kelime hazinesini göz ardı ederek karmaşık cümleler kurmaktır. Oysa küçük yaştaki çocuklar, uzun ve bileşik cümleleri takip etmekte zorlanır; yüklemi sonda kalan, virgüllerle uzayıp giden cümleler çocuk okuru zihnen yorar. Bu nedenle, kısa ve net cümleler tercih etmek esastır. Örneğin bir fikri tek cümlede üç alt cümlecikle anlatmak yerine, basit cümlelere bölerek anlatmak çocuğun anlayışını kolaylaştıracaktır. Eğitim bilimci Oğuzkan’ın araştırmaları da göstermiştir ki çocuklar duru ve yalın anlatımdan hoşlanır; gündelik dilde kullanılmayan kelimeleri ve deyimleri anlamakta güçlük çeker, gereksiz benzetme ve betimlemelerden sıkılırlar. Yani sanatlı ya da ağdalı bir dil yerine, samimi ve sade bir üslup benimsemek daha doğrudur. Ayrıca, yabancı kökenli veya teknik kelimeleri mümkün olduğunca az kullanmak, kullanmak gerekirse de bağlam içinde anlamlarını sezdirerek kullanmak gerekir.
Anlatım biçimi olarak çocuklara hitap ederken sıcak, içten ve gerektiğinde eğlenceli bir ton tutturmak faydalıdır. Okurlarınız çocuk olsa da metnin edebi değeri olabileceğini unutmayın; basit yazmak, basitleştirmek demek değildir. Örneğin küçük yaş grupları için tekerlemeler, yinelemeler ve uyaklar metni daha ilgi çekici hale getirebilir. Birçok başarılı çocuk kitabı, dilde bir ritim yakalayarak çocukların hoşuna giden bir melodi hissi yaratır. Özellikle okul öncesi kitaplarda, bazı kelimelerin tekrarı veya eğlenceli ses efektleri (örneğin hayvan sesleri, doğa sesleri) çocuğun kitaba katılımını artırır. Diyaloglara da yer vermek, karakterlerin konuşturulması, sorular sorulması gibi interaktif unsurlar, küçük okurun dikkatini canlı tutan anlatım teknikleridir. Ancak tüm bu unsurlar, metnin genel akışını bozmayacak dozda kullanılmalıdır. Anlatımda önemli olan bir diğer nokta da içtenliktir: Çocuklar yapmacık bir söylemi, kendilerine tepeden bakan bir tonu hemen fark eder ve reddeder. Bu yüzden, sanki bir çocuğa yüz yüze masal anlatıyormuş gibi samimi ama tutarlı bir anlatı dili geliştirin.
Metin uzunluğu konusunda ise her yaş grubu için farklı bir denge bulunur. Yukarıda da değindiğimiz gibi, okul öncesi çocuklara hitap eden resimli kitaplarda metin oldukça kısa tutulur (çoğu zaman birkaç cümlelik paragraflar halinde, toplamda birkaç yüz kelime). Daha büyük yaşlara doğru metin miktarı kademeli artar. Yine de, yetişkin edebiyatına göre çocuk kitaplarının daha kısa ve öz olmaya meyilli olduğunu unutmamak gerek. Eğer bir bölümde çok uzun açıklamalar yaptığınızı fark ederseniz, bunu görsel gösterimle desteklemeyi veya metni bölümlere ayırmayı düşünebilirsiniz. Okurlarınızın dikkat sürelerine saygı duymak, önemli bir yazarlık erdemidir. Gereksiz ayrıntılara boğmadan, her cümlenin hikâyeye hizmet ettiğinden emin olarak ilerleyin. İyi bir pratik yöntem, taslağınızı yüksek sesle okumaktır; metin kulağa akıcı gelmiyorsa muhtemelen çocuklar için de öyle olmayacaktır. Bu yöntemi kullanarak cümleleri sadeleştirebilir, tekrar eden ya da anlaşılması güç bölümleri tespit edip düzeltebilirsiniz.
Son olarak, dil ve anlatımda yaş grubu söz varlığına dikkat etmeyi unutmayın. Eğer hedef kitleniz belirli yaşta ise, o yaş grubunun dil gelişimine uygun kelimeler kullanmalısınız. İlkokul birinci sınıf düzeyindeki bir çocuk henüz soyut kelimelere hakim değildir; bu nedenle somut kelimeler ve temel duygular çevresinde bir kelime dağarcığı seçmek gerekir. Gerekirse kitabınızın taslağını o yaşlarda bir çocukla veya bir eğitimciyle test edebilir, anlaşılmayan kısımları tespit edebilirsiniz. Dil, çocuk edebiyatının taşıyıcı sütunudur; sağlam olursa, mesajınız hedefe ulaşır.
5. Görsel Tasarım ve İllüstrasyonlarda Dikkat Edilecekler
Çocuk kitaplarında görseller, metin kadar önemli bir anlatı unsurudur. Özellikle henüz okuma becerisi gelişmemiş küçük çocuklar için resimler, hikâyeyi anlamanın ve kitaptan keyif almanın birincil yoludur. Bir çocuk, kitabı eline aldığında önce resimlere dalar; nitekim okumayı bilmeyen çocuklar için kitap resimleri adeta ilk sanat deneyimidir ve bu nedenle nitelikli, estetik değeri yüksek çizimler kullanılmalıdır. Yayınevleri, çocuk kitabı projelerinde yazar kadar illüstratör seçimine de büyük önem verir. Çizimlerin kitabın içeriğiyle uyumlu olması, hikâyeyi görsel olarak desteklemesi ve çocuğun yaş seviyesine uygun bir tarzda olması beklenir.
Örneğin 3 yaşındaki bir çocuk için çizimler basit, belirgin hatlı ve parlak renkli olabilirken; 8 yaşındaki bir çocuk, daha detaylı ve mizah öğeleri barındıran çizimleri anlayıp takdir edebilir.
Metin-görsel uyumu, çocuk kitabının başarısında kritik bir faktördür. Hikâyede anlatılan bir sahne resimlendiğinde, metin ile görsel arasında tutarlılık olmalıdır. Eğer resim başka bir şeyi, metin başka bir şeyi anlatırsa, küçük okur için kafa karıştırıcı bir durum ortaya çıkar. Çocuk, resme bakarak hikâyeyi yeniden kurgular; bu yüzden illüstrasyonlar, hikâyenin görsel devamı gibi düşünülmelidir. Örneğin, metinde kırmızı bir balondan bahsediliyorsa resimde de kırmızı bir balon görmek çocuğun zihninde metin-resim bağlantısını kurmasına yardımcı olur. Aksi halde, çocuk kitaptaki tutarsızlığı fark edebilir ve bu da dikkatini dağıtabilir.
Yaş gruplarına göre görsel tasarım da göz önünde bulundurulması gereken bir noktadır. Okul öncesi kitaplarda her sayfanın mutlaka bir resimle desteklenmesi önerilir. Çünkü bu yaşta çocuklar uzun metinleri değil, görsellerin ardışıklığını takip ederek hikâyeyi anlarlar. Metin miktarı arttıkça bile, sayfalar arası görsel dengeyi korumak önemlidir. İlkokul çağındaki çocuklar dahi, okurken sayfalar boyunca düz yazı görmekten sıkılabilir; araya serpiştirilen küçük çizimler, bölüm başı süsleri veya sayfa tasarımındaki yaratıcı öğeler okuma deneyimini eğlenceli hale getirir.
İllüstrasyonlarda dikkat edilecek bir diğer husus, çeşitlilik ve stereotiplerden kaçınma prensibinin görsel olarak da sürdürülmesidir. Örneğin, kız çocuklarını sürekli pembe elbiseli prensesler, erkek çocukları da mavi giyen süper kahramanlar şeklinde resmetmek yerine, çok çeşitli görünümlere ve rollere sahip karakterler çizmeye özen gösterilmelidir. Farklı ten renkleri, farklı beden tipleri, farklı yetenekleri olan çocuklar resimlerde temsil edilebilir. Özel gereksinimli bir karakter varsa, onu da aktif bir şekilde resmetmek.Örneğin tekerlekli sandalyedeki bir çocuğu arkadaşlarıyla oyun oynarken göstermek kapsayıcı bir mesaj verir. Bu tip detaylar metinde belki söz edilmese bile görsel anlatıda yer alarak çocuğa kapsayıcılık aşılanabilir.
Teknik açıdan bakıldığında, çocuk kitabı illüstrasyonlarının çocuğun duyusal algısına uygun olması da gerekir. Çok karanlık, ürkütücü veya aşırı karmaşık çizimler küçük yaştaki bir çocuğu korkutabilir ya da dikkatini dağıtabilir. Onun yerine, canlı renklerin kullanıldığı, sevimli ve anlaşılır çizimler tercih edilmelidir. Çizimlerdeki nesnelerin ve karakterlerin tanınabilir olması, duyguların yüz ifadeleriyle açıkça aktarılması da önemlidir. Örneğin, bir karakter üzgünse kaşları ve ağzı ile bu duygu net yansıtılmalı ki çocuk resimdeki duyguyu hemen kavrayabilsin. Görsel tasarım aynı zamanda kitabın fiziksel özellikleriyle de ilgilidir. Sayfa düzeni ferah olmalı, metin punto büyüklüğü yaşa göre ayarlanmalı, satır uzunlukları çok fazla olmamalıdır. Tüm bu unsurlar, çocuğa keyifli bir okuma deneyimi sunmayı hedefler. Unutmayalım ki çocuk, kitapla ilk karşılaştığında önce gözlerine hitap eden bir dünya görmek ister; resimler merak uyandırırsa, metne olan ilgisi de artacaktır.
Sonuç olarak, çocuk kitabında görseller ve metin birbirini tamamlayan bütünün parçalarıdır. İyi bir hikâye, güçlü çizimlerle birleştiğinde çocuğun zihninde unutulmaz bir yer edinir. Yazarlar, resimleyicilerle iş birliği yaparken hikâyenin özünü doğru aktardıklarından emin olmalı, gerektiğinde her iki taraf da uyum için karşılıklı fikir alışverişinde bulunmalıdır. Bir resim bin kelimeye bedeldir sözü, çocuk edebiyatında belki de iki kat geçerlidir.
6. Tematik Bütünlük ve Olumlu Değer Aktarımı
Bir çocuk kitabının etkili olabilmesi için tematik bütünlüğünün sağlam olması gerekir. Yani hikâyenin konusu, teması ve verdiği mesajlar birbiriyle uyum içinde olmalıdır. Dağınık konular, birbirinden kopuk dersler veya tutarsız olay örgüsü, çocuk okurun kafasını karıştırabilir. Bunun yerine, kitap tek bir ana tema etrafında şekillenmeli ve yan olaylar bile bu ana temaya hizmet etmelidir. Örneğin tema doğa sevgisi ise, hikâyenin her bölümü doğaya dair bir alt mesaj içerebilir; bir bölümde ağaç dikmeyi öğrenen bir karakter, başka bir bölümde hayvanlara yardım edebilir. Böylece tematik bütünlük sağlanır ve çocuk, kitabı bitirdiğinde doğaya karşı pozitif bir hisle dolar.
Olumlu değerlerin aktarımı, çocuk edebiyatının en önemli işlevlerinden biridir. Empati, dostluk, paylaşma, yardımseverlik, doğa sevgisi, dürüstlük gibi değerler kuşkusuz her ebeveynin ve eğitimcinin çocuklara kazandırmak istediği erdemlerdir. Ancak bu değerlerin çocuk kitaplarında nasıl aktarıldığı büyük fark yaratır. Burada en kritik nokta, değer aktarımının doğal ve dozunda yapılmasıdır. Çocuklar açık öğütler verilmesinden hoşlanmaz; didaktik bir tonu hemen sezebilir ve bu durumda kitaptan soğuyabilirler. Nitekim uzmanlar “çocuklar öğüt değil; örnek, eğlence ve duygu arar” diyerek bu noktayı vurgular. Yani bir kitabın sonunda “şu değeri öğrenmelisin” diye parmak sallamak yerine, hikâye boyunca karakterlerin yaşadığı deneyimler aracılığıyla bu değeri sezdirmeniz gerekir. Örneğin paylaşmanın önemini anlatmak istiyorsanız, kitabınızın karakteri bir arkadaşına yardım ettiğinde kendini mutlu hissetsin; bu hissi okura yansıtın. Böylece çocuk, paylaşmanın güzel bir şey olduğunu kendi çıkarımıyla anlayacaktır.
Çocuk edebiyatı araştırmaları, hikâye yoluyla verilen derslerin çocuk zihninde daha kalıcı ve etkili olduğunu gösteriyor. İyi yapılandırılmış bir çocuk öyküsünde, kahramanın karşılaştığı zorluklar ve elde ettiği dersler aslında okurun da dersler edinmesini sağlar. Örneğin, hikâyenin sonunda kibirli tavırlarından vazgeçen bir karakter gören çocuk, alçakgönüllülüğün değerini fark eder. Bu noktada, mesajı hikâyeye yedirmek deyimi önem kazanıyor: Verilmek istenen mesaj, öykünün organik bir parçası haline gelmeli, olayların doğal sonucu olarak ortaya çıkmalıdır. Mahlas Yayın Grubu editörleri de bu konuda “karakterlerin hikâye içinde deneyimleyerek öğrendiği dersler, mesajın en doğal halidir” diyerek yazarları uyarıyor. Yani karakteriniz hikâye boyunca bir değişim geçirsin, hatalar yapsın, doğruyu bulsun ki çocuk okur da onunla birlikte öğrenebilsin.
Tematik bütünlük aynı zamanda hikâyenin duygusal tonunun ve gerçeklik dozunun da tutarlı olmasını gerektirir. Bazı yazarlar çocuklara aşırı pembe bir dünya sunma hatasına düşerken, bazıları da tam tersine karamsar bir tablo çizebiliyor. Oysa denge burada da önemli. Uzmanlar, çocuk kitaplarında karamsarlık ve kötümserlik içeren konulardan uzak durulmasını, bunun yerine çocuğun yaşama sevincini pekiştirecek olumlu tonlara ağırlık verilmesini tavsiye ediyor. Elbette hayatın gerçeklerini çocuklardan tamamen saklamak değil amaç; ama bu gerçekler onların anlayabileceği bir çerçevede verilmeli. Örneğin ölüm teması işlenecekse, bunu umut ve döngüsellik (mevsimlerin değişimi gibi) metaforlarıyla yumuşatarak işlemek tematik bütünlüğü koruyacaktır. Aynı şekilde, hikâyede bir sorun veya çatışma yer alıyorsa, sonunda çözüme ulaşması ve umut veren bir finalle bitmesi tercih edilir. Çocuk okur kitabı kapattığında içinde pozitif duyguların kalması, verilen değeri içselleştirmesi için önemlidir.
Olumlu değer aktarımında empati özel bir yere sahiptir. Empati kurabilen çocuk, hem hikâyedeki karakterlerin duygularını anlar hem gerçek hayatta başkalarına karşı duyarlı olur. Araştırmalar, resimli hikâye kitaplarının çocuklarda güçlü duygusal tepkiler uyandırabildiğini ve iyi yazılmış hikâyelerin çocukların karakterlerle empati kurmasını sağladığını ortaya koyuyor. Bu da onların sosyal duyarlılık kazanmalarına yardımcı oluyor. Örneğin hikâye boyunca haksızlığa uğrayan bir karaktere üzülen çocuk, gerçek hayatta da adalet duygusunu geliştirebilir. Bu nedenle, kitaplarınızda çocukların empati yapabileceği durumlar ve karakterler yaratmaya gayret edin.
Verilmek istenen diğer değerler için de benzer bir yaklaşım benimsenmeli. Doğa sevgisi aşılamak istiyorsanız, çocuğa kuru nasihatlar vermek yerine doğayı seven bir karakter gösterin, onun maceralarına doğayı dahil edin. Doğa temalı hikâyeler, çocukların hem eğlenip hem öğrenebileceği müthiş fırsatlar sunar. Hatta uzmanlar, erken yaşlardan itibaren doğru kitapların okunmasının çocuklarda çevre bilinci oluşturmak ve doğayı koruma sorumluluğu geliştirmek adına kritik bir rolü olduğunu belirtmektedir. Doğayla kurulan güçlü bir bağ, çocuğun empati yeteneğini ve etik değerlerini de destekler; doğaya sevgi duyan bir çocuk, canlılara karşı daha merhametli ve duyarlı olacaktır. Benzer şekilde, paylaşma değerini aktarmak istiyorsanız, hikâyede paylaştıkça çoğalan bir mutluluğu gösterin. Cesaret değerini işliyorsanız, korkularını yenen bir karakter yaratın.
Unutulmamalıdır ki çocuk edebiyatı, çocuklara doğrudan doğruları dikte eden bir kürsü değil, onları düşünmeye, hissetmeye ve doğruyu bulmaya sevk eden bir rehber olmalıdır. İyi bir çocuk kitabı okuyan çocuk, hem eğlenmiş hem de farkında olmadan bazı değerleri özümsemiş olur. Kitabınızı bitirdiğinde, kalbinde sıcak bir duygu ve zihninde bir ışık yanmışsa, işte o zaman hem temanız yerine ulaşmış hem de olumlu değer aktarımı başarıyla gerçekleşmiş demektir.
Sonuç
Çocuklar için kitap yazmak, titizlik ve yaratıcılığın bir arada yürütülmesini gerektiren özel bir süreçtir. Bir yayınevi perspektifinden baktığımızda, nitelikli çocuk kitabı oluşturmak için yukarıda ele aldığımız pek çok unsura dikkat etmek gerekir. İçeriğin çocuk psikolojisine uygun olması, pedagojik açıdan yaş grubuna hitap etmesi, toplumsal açıdan eşitlikçi ve kapsayıcı bir mesaj taşıması, dilinin anlaşılır ve akıcı olması, görselleriyle çocuğu içine çekmesi ve bütün bunların uyumlu bir tema etrafında birleşmesi… Tüm bu parçalar bir araya geldiğinde, ortaya çıkan eser hem eğlenceli hem eğitici, hem düşündüren hem de duygulandıran bir çocuk edebiyatı ürünü olacaktır.
Burada vurgulanan ilkeler, aslında çocuk yayıncılığı alanında yaygın kabul görmüş uzman görüşlerine dayanmaktadır. Birçok yazar ve pedagog, çocuk kitaplarının çocukların zihin ve ruh dünyasını şekillendirmedeki gücünü dile getirmektedir. Biz de bir yayınevi olarak, çocukların göz hizasında eserler üretmenin önemine inanıyoruz. Çünkü geleceğin bilinçli, duyarlı ve yaratıcı bireylerini yetiştirmenin yolu, onlara küçük yaşta sunacağımız kaliteli hikâyelerden geçiyor.
Sonuç olarak, çocuk kitabı yazarlarına tavsiyemiz şudur: Kaleminizi bir çocuğun kalbiyle ve gözleriyle buluşturun. Yazarken daima kendinize “Bu hikâye hedeflediğim yaştaki bir çocuğun dünyasında nasıl bir iz bırakır?” diye sorun. Eğer bıraktığı iz bir gülümseme, yeni bir fikir veya güzel bir duygu ise doğru yoldasınız. Unutmayın, çocuklara yazmak sadece bir edebi uğraş değil, aynı zamanda geleceğe yapılan bir yatırımdır. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket eden her yazar, çocuklar için unutulmaz bir dünyanın kapılarını aralayacaktır.
Yazan: Cansu Sarıca , Tilki Çocuk
Kaynakça
Mahlas Yayın Grubu (2025). “Çocuk Kitabı Yazarken Nelere Dikkat Edilmeli? Çocuk Kitabı Yazarken Yapılmaması Gereken 6 Hata.” Mahlas Blog. mahlasyayingrubu.commahlasyayingrubu.commahlasyayingrubu.commahlasyayingrubu.com
Greene, W. (2023). “Writing for Little Minds: Effective Techniques for Children’s Book Authors.” Medium. medium.commedium.com
Kapusuz, H. (2019). “Cinsiyetçi olmayan bir kitaplık için çocuk kitapları.” Kaos GL Haber. kaosgl.orgkaosgl.orgkaosgl.org
Çomak, N. (t.y.). “Çocuklara Kitap Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?” (Dr. Nadir Çomak kişisel web sitesi makalesi). nadircomak.comnadircomak.com
Eroğlu, E. (2022). “Kapsayıcı resimli çocuk kitaplarının okul öncesi eğitimde kullanılması.” Temel Eğitim Araştırmaları Dergisi, 2(1), 60-73. dergipark.org.trdergipark.org.tr
Aydın, İ. & Uzun, M. (2020). “Çocuk kitaplarının taşıması gereken özellikler: Cemil Kavukçu’nun ...” RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, Özel Sayı 7, 315-340. dergipark.org.trdergipark.org.tr
Giousouf, E. & Koumtzou, Z. (2025). “Resimli Hikâye Kitaplarının Gücü: Temsiliyet, Kapsayıcılık ve Toplumsal Adalet.” Eleştirel Pedagoji Dergisi, Sayı 77. elestirelpedagoji.orgelestirelpedagoji.org
Özcan, M.K. (t.y.). “Piaget Bilişsel Gelişim Dönemleri.” (Uzm. Dr. Mustafa Kemal Özcan web makalesi). mustafakemalozcan.com
Beta Kids Blog (2023). “Doğa Sevgisi ve Çevre Bilinci Kazandıran Çocuk Kitapları.” Beta Yayınları Blog. betacocuk.combetacocuk.com
2025 TÜYAP Kitap Fuarı’na nasıl gidilir? Metrobüs, otobüs, özel araç ve şehir dışından ulaşım rehberi burada.
Çocuk kitabı yazarken empati nasıl işlenir? Sosyal-duygusal öğrenmeyi merkeze alan hikâyelerle çocukların duygusal gelişimini desteklemenin yollarını keşfedin.
Çocuk kitabı yazmak mı istiyorsunuz? Hedef yaş grubu belirlemeden anlatım diline kadar dikkat etmeniz gereken en önemli 10 tavsiyeyi bu yazıda keşfedin.
Çocuk kitaplarında anlatı yapısı yaşla birlikte nasıl değişiyor? Bilimsel verilere dayalı bu yazıda, anlatı karmaşıklığının çocuklarda okuma becerisi, dil gelişimi ve okuryazarlık üzerindeki etkilerini keşfedin.
| 0% |